MİHRİCAN<\h1>

The First Grail

Merhaba Herkese,

Bugün sizlere aslında hiç okumadığım, çok değişik tarzda bir kitapla geldim.

“Mihrican”

Bu kitap bana yazarı tarafından imzalı olarak gönderildi. Onun için kütüphanemde çok özel bir yerde, diğer imzalı kitaplarımla beraber…

Sizlere de değişik gelecektir .Bana da çok değişik geliyor bu tarz bir kitap.

Çok uzun anlatabileceğim bir şey yok aslında. Eminim yetişkinler için daha cazip ve ilgi çekicidir.

Kitap kısaca şu şekilde:

Mihrican adında bir kız var. Annesi ve babasını kaybettikten sonra anneannesiyle yaşar kardeşleriyle birlikte. Ama çok dik başlı bir kızdır. Bütün çocuklarla kavga eder, dersleri de kötüdür. Bir süre bu olayları anlatan kitapta bir gün Mihrican okula yeni gelen Nermin’le arkadaş olur. Nermin de kendisi gibi asi bir kızdır. Ama kimseye söylemediği bir sırrı vardır. Acaba Mihrican bu sırrı öğrenebilecek mi? Peki Mihrican anneannesi ve dedesinden neden bu kadar nefret ediyor? Kitabın sonlarına doğru bütün bu cevaplara ulaşabiliyorsunuz.

Fakat genel olarak dediğim gibi benim tarzımın çok dışında. O yüzden maalesef o kadar da çok beğenemedim. Öncelikle çok depresif, hep kötü şeyler oluyor. Bir de zaman zaman çok da yaşıma uygun olmadığını söyledi annem. Hele Mihrican’ın sonradan öğrendikleri… Umarım gerçekte bunlar bir çocuğun başına gelmez. Gelmemeli de zaten.

Genel olarak üzücü ve mutsuz bir kitap.

Ama tabii ki de yazarın ellerine, emeğine sağlık. Eminim yetişkinler benden çok daha farklı bir gözle okuyup değerlendireceklerdir. Annem de mesela üzücü ve sıkıcı filmleri sevebiliyor. Bu yetişkinleri anlamak da zor zaman zaman.

En iyisi siz bu kitabı alın ve kendi kararınızı kendiniz verin.

Herkese iyi geceler… Ben bugün çok yoruldum nedense. Hemen yatıyorum…

METRO 2035

Le Nouveau Monde selon Musefraisedesbois

Selammmm 🙂

Serimizin üçüncü ve son kitabı olan Metro 2035 ile huzurlarınızdayım…

Valla bitmesin diye yavaş okudum resmen… O kadar güzel bir seriydi benim için. Umarım sizler de okuyup benim kadar çok beğenirsiniz.

Yarın 23 Nisan.. Öncelikle bütün çocukların Ulusal egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum. Ve Atatürk’e bu büyük ve güzel günü bize hediye ettiği için bir kere daha teşekkür ediyorum. Ne kadar teşekkür etsek, ne kadar Atatürk’ü ansak azdır böyle bir gün için. Kendimi ayrıca çok şanslı hissediyorum bu ülkede doğup böyle bir ayrıcalığa sahip olduğum için.

Ayrıca yarın okulumuzda bir gösteride ben de Zeybek oynayacağım. Atatürk’ün oynamayı en sevdiği oyunlardan birisiymiş. Umarım ben de şaşırmadan oynayabilirim. Böyle sahne olaylarında biraz fazla heyecanlanıyorum. Herkesin başarılı olduğu ve pek de başarılı olamadığı alanlar var galiba 🙂 Ben de sahne işlerinde çok da iyi olduğumu düşünmüyorum açıkçası.

Neyse çok dağıttım ben yine konuyu. Hemen kitabın yorumuna geçeyim:

Bence bu kitap da serini diğer kitapları gibi güzel olmuş. Hatta bu kitabın girişi, serini diğer kitaplarından daha iyi. Ama ne yazık ki yazar bir ara konudan kopmuş ve konu dağılmış ama sonra yine toparlamış. En azından bana öyle hissettirdi okurken. Fakat beni esas cezbeden kısmı kitabın sonuydu. Çünkü sonu beklediğimden bayağı farklıydı. Zaten o yüzden sonunu çok beğenim. sonunu tahmin edemediğim kitaplar her zaman daha ilgi çekici benim için .Kitabın dili de gayet iyi bu arada. Kısacası ben bu kitabı gayet beğendim. Ve herkese öneriyorum.

Şimdi de biraz kitabı anlatayım:

Yıl 2035 yüksek radyasyon yüzünden kentler yaşanamaz halde herkes sadece metroda olanların hayatta kaldığını düşünüyor. Sadece Artyom adında bir genç başka yerlerde de insanların hayatta kaldığını düşünmektedir ve bunu kanıtlamak için her gün yukarı çıkıp telsizle hayatta kalanlara ulaşmaya çalışıyor. Ama ne yazık ki kimseye ulaşamıyor. Böyle geçen hayatı bir gün Homer adında yaşlı bir adamın gelmesiyle hayat düzeni değişiyor. Zaten Homer’i geçen kitaptan hatırlarsınız. Homer Artyom’a bir arkadaşının metronun dışından bir sinyal aldığını ve şu anada ona götürebileceğini söyler. Ama karşılığında Karaderililerin hikayesini anlatmasını ister. Ama bu yolculukta aslında gördükleri her şeyin öyle olmadığını anlarlar ve öğrenirler. Acaba oğrendikleri şeylerden sonra ne yapacaklar??

Daha başka kitapları olsa okurum. Yani o denli sardı beni bu seri.Ama dediğim gibi sadece 3 kitaplık bir seri maalesef.

Bu tarz kitapları gerçekten çok seviyorum. Sizlerin de okuyup beğendiği bu tarz kitaplar varsa önerilerinizi dört gözle bekliyorum. Kitap tavsiyeleri benim için çok değerli.

Saat çok geç olmamasına rağmen yatmaya gideceğim.Dediğim gibi yarın gösterim var ve ben heyecanlıyım çok. Uykumu iyi alıp zinde olmak istiyorum. Sabah annem götürecek beni okula hem de 23 Nisan törenini izleyecek. Tören sonrası da arkadaşımla bir yerlere gideceğiz. Yarın çok güzel bir gün olacak, şimdiden heyecanlanıyorum bunun için. Atatürk’lü tişörtüm şimdiden yıkanıp ütülendi. Bu bile beni heyecanlandırmaya yetiyor.

Hepimizin 23 Nisan Ulusal egemenlik ve Çocuk Bayramı tekrar tekrar kutlu olsun….

Metro 2034

Photography is a fantastic hobby you are able to introduce to your children. After 1845, it began to replace painting as a way to record views of the ...

İyi Geceler Herkese,

Vee karşınızda “Metro 2034”.

Demiştim ama seri çook güzel diye. Onun için bu kadar hızlı ileriliyor..Hem okumam hem de yazmam. Zaten genelde okuma kısmında sorunum yok ama yazmaya gelince iş bazen biraz aksatıyorum. Annem hadi demese başlamak zor geliyor maalesef 🙁

Şuan doludizgin bu serinin 3.kitabını okuyorum. O yüzden yakındır onun yazısını da tamamlayıp paylaşmam. :))

Çok mutlu oluyorum böyle okuyacağım daha çok kitabım olunca. Hiç düşünmeden okuyorum. Nasıl olsa daha çok yeni kitabım var diye düşünüyorum 🙂

Neyse çok dağıttım ben yine konuyu. Hemen kitabın yorumuna geçeyim:

Bence bu kitap da serinin 1. kitabı gibi çok güzel ve işin en güzeli kitabın dili giderek açılıyor. Ve ben bu kitabı daha çok sevdim Konu da , olaylar da iyice oturuyor artık. Benim bu kitapla ilgili tek sorunum 1. kitapla 2. kitaptaki kahramanların farklı olması. 3. kitaptaki ana kahraman 1. kitaptaki ana kahramanla yine aynı. Bu bana biraz ilginç geldi ve yazarın niye böyle yaptığını merak ettim. Onun dışında kitap gayet iyi olmuş ve yine çok dikkat çekici.

Şimdi de biraz kitabı anlatayım:

Yıl 2034 Karaderililer’in yok edilmesinin üzerinden tam bir yıl geçti. Ama Metronun yeni bir sorunu var. Tüccarlar Sevastopolskaya’ya ulaşamıyor ve kimse bunun sebebini bilinmiyor. Ayrıca son gönderilen keşif ekibi de geri dönmemiş. Üzerine bir de telefonlar çalışmıyor ve herkes bunun bir sabotaj olabileceğini düşünüyor. Bunlar üzerine ikinci bir keşif ekibi gönderiliyor. Bu ekibi geçen kitapta da adı geçen Hunter, ölümsüzlüğü arayan Homer ve genç Ahmet oluşturuluyor. Ama ne yazık ki Ahmet gittikleri ilk istasyonda bir canavar tarafından öldürülüyor. Bu arada Hunter psikolojik sorunlar yaşıyor. Ayrıca bu felaketin nedenini buluyorlar. Felaketin nedeni ölümcül bir hastalık ve bulaşıcı. Sonradan ekibe katılan Şaşa ile Polis’e giderler. Çünkü Hunter oradan alev makineli bir birlik alıp bütün hastalığın bulaştığı istasyonları yakmanın hastalıktan tek kurtuluş yolduğunu düşünür. Ama bir genç hastalığın bir tedavisi olduğunu iddia etmektedir. ve Şaşa da bu gence inanır ve Hunter’ı ikna etmeye ulaşır. Acaba Hunter buna inanacak mı??

Yine soluk soluğa okuyacaksınız. Ve peşin peşin söyleyeyim benim gibi, bütün seriyi aynı anda almadıysanız bundan çok pişman olacaksınız.

Baştan üçünü birden alın. Çünkü aralarda asla beklemek istemeyeceksiniz…

Herkese iyi uykular….

En kısa zamanda tekrar görüşmek üzere…